Set as Homepage   Add to Favourites   Recommend   Contact



Menu

∙ Home
∙ Index (All Topics)
∙ About Me
∙ About This Blog
∙ Favourite Links
∙ RSS Feed

Categories

∙ ASP & PHP (1)
∙ HTML, XML and CSS (2)
∙ C / C++ (5)
∙ Java, JSP and Servlet (0)
∙ SQL-Oracle-PL/SQL (28)
∙ Operating Systems (1)
∙ OFF-Topic (8)

Popular Topics (Top 10)

∙ Decode Function in Oracle SQL (64006)

∙ Derin anlamlı sözler - Bunlar da Türkçe olanlar :) (59698)

∙ Oracle performance analysis - Tracing and performance evaluation (45668)

∙ Differences between C and C++ (36753)

∙ Turkcell Staj Günlüğü - 1: Introduction to Oracle (34278)

∙ When a transaction begins? (33282)

∙ Implicit vs. Explicit cursors - Performance analysis (18201)

∙ Turkcell Staj Günlüğü - 4: Transaction Management (17090)

∙ Turkcell Staj Günlüğü - 2: Data Blocks, Extends and Segments (15257)

∙ Turkcell Staj Günlüğü - 9: "SQL, PL/SQL and Java" ve "Redo Internals" (15059)


Most Recent (Last 10)

∙ Matematik Asla Yalan Söylemez!

∙ Finding and Removing Loop on a Singly-Linked List

∙ Obfuscated C

∙ Is C a Vitamin? Yes, of course...

∙ Differences between C and C++

∙ Whence C? Why C? Whither C?

∙ Türkçe Karakterli Domain'lerin İç Yüzü

∙ Windows Source Codes

∙ Decode Function in Oracle SQL

∙ Hello World!


Recent Comments (Last 10)

∙ "tebrikler" By yasin on Turkcell Staj Günlüğü - 5: Startup, Shutdown

∙ "Gercekten Güzel Bir Çalışma" By Hüseyin Karabakla on Neden hazır blog'ları kullanmadım ki?

∙ "Konu paralelinde güzel bir özet ek okuma - " By TongucY on Oracle performance analysis - Tracing and performance evaluation

∙ "harika" By burak ozcan on Derin anlamlı sözler - Bunlar da Türkçe olanlar :)

∙ "Tebrikler" By Tarık Bayzın on Turkcell Staj Günlüğü - 1: Introduction to Oracle

∙ "Gayet Başarılı.." By Fahri ATES on Turkcell Staj Günlüğü - 1: Introduction to Oracle

∙ "Helal olsun" By ender onder on Turkcell Staj Günlüğü - 5: Startup, Shutdown

∙ "tebrikler.." By ender ondeer on Turkcell Staj Günlüğü - 4: Transaction Management

∙ "Adulation?" By fizikci on Matematik Asla Yalan Söylemez!

∙ "Rehberlik için çook teşekkürler" By Pınar Tanrıverdi on Kahin'e yolculuk nasıl başlamalı?


Archive (Last 12 Months)

∙ Feb, 2008 (4)
∙ Jan, 2008 (2)
∙ Dec, 2007 (1)
∙ Sep, 2007 (4)
∙ Aug, 2007 (9)
∙ Jul, 2007 (22)
∙ Jun, 2007 (3)
∙ Index (All Records)

Other Related Blogs

∙ Tom Kyte’s Blog
∙ Steven Feuerstein’s Blog
∙ Jonathan Lewis’s Blog
∙ H.Tonguç Yılmaz Oracle Blog
∙ Mennan Tekbir's Blog
∙ Hakkı Oktay’s Blog
∙ Osman Çam’s Blog

Stats

Total Topics
Total Topic Views
Total Comments
Unique Visitors
Total Visitors
: 45
: 684777
: 44

About this blog…
About this blog…
About Me
About Me
Favourite Links
Favourite Links
Neden hazır blog'ları kullanmadım ki?
Neden hazır blog'ları kullanmadım ki?
CSS is more powerful than you imagine
CSS is more powerful than you imagine
Turkcell Staj Günlüğü - 1: Introduction to Oracle
Turkcell Staj Günlüğü - 1: Introduction to Oracle
Turkcell Staj Günlüğü - 2: Data Blocks, Extends and Segments
Turkcell Staj Günlüğü - 2: Data Blocks, Extends and Segments
Kahin'e yolculuk nasıl başlamalı?
Kahin'e yolculuk nasıl başlamalı?
Turkcell Staj Günlüğü - 3: Tablespaces, Datafiles and Control Files
Turkcell Staj Günlüğü - 3: Tablespaces, Datafiles and Control Files
Turkcell Staj Günlüğü - 4: Transaction Management
Turkcell Staj Günlüğü - 4: Transaction Management
Image formats - Which to use when
Image formats - Which to use when
Turkcell Staj Günlüğü - 5: Startup, Shutdown
Turkcell Staj Günlüğü - 5: Startup, Shutdown
Turkcell Staj Günlüğü - 6: Oracle Architecture
Turkcell Staj Günlüğü - 6: Oracle Architecture
ASP - Locales and Codepages
ASP - Locales and Codepages
Oracle performance analysis - Tracing and performance evaluation
Oracle performance analysis - Tracing and performance evaluation
Oracle performance analysis - Autotrace workshop
Oracle performance analysis - Autotrace workshop
Oracle performance analysis - Runstats workshop
Oracle performance analysis - Runstats workshop
Oracle performance analysis - Tkprof workshop
Oracle performance analysis - Tkprof workshop
Some favourite quotes
Some favourite quotes
Derin anlamlı sözler - Bunlar da Türkçe olanlar :)
Derin anlamlı sözler - Bunlar da Türkçe olanlar :)
Turkcell Staj Günlüğü - 7: Concurrency and Consistency
Turkcell Staj Günlüğü - 7: Concurrency and Consistency
"Kurtuluş"un hikayesi
"Kurtuluş"un hikayesi
Turkcell Staj Günlüğü - 8: Statement Processing and CBO
Turkcell Staj Günlüğü - 8: Statement Processing and CBO
When a transaction begins?
When a transaction begins?
Implicit vs. Explicit cursors - Performance analysis
Implicit vs. Explicit cursors - Performance analysis
Turkcell Staj Günlüğü - 9: "SQL, PL/SQL and Java" ve "Redo Internals"
Turkcell Staj Günlüğü - 9: "SQL, PL/SQL and Java" ve "Redo Internals"
Affect of gathering table stats to decision of CBO
Affect of gathering table stats to decision of CBO
Bind is bad :) - An interesting case of bind variables fails
Bind is bad :) - An interesting case of bind variables fails
When the explanation doesn't sound quite right...
When the explanation doesn't sound quite right...
Turkcell Staj Günlüğü - 10: Import, Export ve SQL Loader
Turkcell Staj Günlüğü - 10: Import, Export ve SQL Loader
Turkcell Staj Günlüğü - 11: Autonomous Transactions ve Dynamic SQL
Turkcell Staj Günlüğü - 11: Autonomous Transactions ve Dynamic SQL
Difference between db block gets and consistent gets
Difference between db block gets and consistent gets
Object-Oriented Features of Oracle - Part 1: Native Datatypes vs. Object Datatypes
Object-Oriented Features of Oracle - Part 1: Native Datatypes vs. Object Datatypes
Object-Oriented Features of Oracle - Part 2: Object Types and Collection types
Object-Oriented Features of Oracle - Part 2: Object Types and Collection types
Object-Oriented Features of Oracle - Part 3: Object Tables, Object Views and REFs
Object-Oriented Features of Oracle - Part 3: Object Tables, Object Views and REFs
Examining show_space
Examining show_space
Turkcell Staj Günlüğü - 12: Partitioning
Turkcell Staj Günlüğü - 12: Partitioning
Hello World!
Hello World!
Decode Demo #1
Decode Demo #1
Decode Demo #2
Decode Demo #2
Decode Demo #3
Decode Demo #3
Decode Demo #4
Decode Demo #4
Decode Function in Oracle SQL
Decode Function in Oracle SQL
Windows Source Codes
Windows Source Codes
Türkçe Karakterli Domain'lerin İç Yüzü
Türkçe Karakterli Domain'lerin İç Yüzü
Whence C? Why C? Whither C?
Whence C? Why C? Whither C?
Differences between C and C++
Differences between C and C++
Is C a Vitamin? Yes, of course...
Is C a Vitamin? Yes, of course...
Obfuscated C
Obfuscated C
Finding and Removing Loop on a Singly-Linked List
Finding and Removing Loop on a Singly-Linked List
Matematik Asla Yalan Söylemez!
Matematik Asla Yalan Söylemez!
eXTReMe Tracker
"Kurtuluş"un hikayesi
Category: OFF-Topic
Date: 23.07.2007 20:20:17


“Tarihte belki de hiçbir vapur, onun kadar umutla beklenmemiş, onun kadar sevinçle karşılanmamıştı... Hiçbir vapur, tek bir yolcu taşımadığı halde binlercesini ölümden kurtarmamıştı... Tarihte belki de hiçbir vapur, onun kadar çok sevilmemişti... Ve yine hiçbir vapur, derinliklerde onun kadar kolay unutulmamıştı...”

2. DÜNYA SAVAŞINDA YUNANiSTAN

Ikinci Dünya Savasi, Avrupa'nin içlerinde bütün siddeti ile sürerken, Yunanistan ekonomik sikintilar içindeydi. Birinci Dünya Savasi'nin sonunda Anadolu topraklarinda yasanan macera, ülkeyi fazlasiyla yipratmisti. Savas sonrasinda Türkiye ile yapilan mübadele de, ülkedeki dengeleri altüst etmisti.

Bu durumda, yasanan savasta tarafsiz kalmak, Yunanistan için hayati önem tasiyordu. Ancak Naziler, Ege ve Akdeniz'de stratejik önemi olan bu küçük ülkenin bagimsiz kalmasina, daha fazla izin vermeyecekti. 28 Ekim 1940'da Italya, Yunanistan'a bir nota vererek ülkeyi isgal edeceklerini bildirdi. Kosullarin güçlügüne ragmen Yunanistan, Arnavutluk sinirinda isgale karsi topyekun bir direnis baslatti. Mussolini'nin her saldirisi siddetle geri püskürtülüyor, Italyan ordusu her geçen gün güç kaybediyordu.

Bu durum Hitler'i çileden çikarmisti. Mussolini ile yaptiklari planlara göre, o ordusunu Rus sinirina yigarken, Yunanistan Italyanlar tarafindan isgal edilecekti. Böylece yardim yollari tamamen tikanan Rusya'ya 1940 baharinda saldiri baslayacak ve operasyon kis gelmeden tamamlanacakti.

Hitler, Italyanlarin bu basarisizligina sadece 6 ay dayanabildi. 6 Nisan 1941'de iyi donanimli Alman ordulari saldiriya geçti ve sadece 20 gün içinde Yunanistan Naziler tarafindan isgal edildi.

27 Nisan 1941'de isgal tamamlanmis, Türkiye sinirina yakin bölgeler ve Ege'nin girisinde yer alan Girit Adasi, Almanlarin hakimiyetine girerken; küçük adalar ve anakara, kagit üzerinde Italyanlara verilmisti. Yönetim, General Tsolakoglu baskanliginda kurulan, kukla bir hükümete birakiliyordu.

BÜYÜK AÇLIK

Yunanistan'ın Naziler tarafından işgalinin asıl yıpratıcı etkisi, ülkenin yiyecek stoklarının yağmalanması ile başladı. Hitler, yüzyıllardır topraklarında yetişen ürünler ihtiyacını karşılamaya yetmediği için gıda ithalatı yapan Yunanistan halkının kısıtlı yiyeceğine, Rusya sınırındaki ordularını beslemek için el koymuştu.

Atinalılar, parasını ödeyerek dahi, yiyecek bulmakta zorlanmaya başlamıştı. Taşradan Atina'ya yiyecek taşınması, savaş sırasında demiryolları tahrip edildiği için durmuştu. Denizden de sevkiyat yapılamıyordu çünkü batırılan gemilerin enkazları tehlike yaratır durumdaydı. Ayrıca savaş sırasında dökülen deniz mayınları birçok bölgeye sefer yapmayı olanaksız kılıyordu.

Eldeki kısıtlı gıdanın dağıtımı karneye bağlanmıştı. Ancak bu karnelerle dağıtılan yiyecek sembolik miktardaydı. Normal bir insanin günlük tüketmesi gereken 1200 kalori iken ve asgari yaşam için 900 kalori gerekirken, devlet, karneler karşılığında ayda sadece 300 kalorilik yiyecek tahsis ediyordu. Karaborsa yaygınlaşmıştı.

Özellikle yoksul mahallelerde açlık öylesine büyüktü ki, halk, at, eşek hatta kedi, köpek eti yiyordu. 1941 sonbaharında açlıktan ilk ölümler başladı.

Bugün Yunanistan'da, açlık nedeniyle 2. Dünya Savaşı boyunca ölenlere ilişkin sayılar tartışmalıdır. BBC, 500.000 kişinin öldüğünü söylerken, Kızıl Haç bu sayıyı 250.000 kişi olarak açıklamaktadır. Ancak, Yunanlı tarihçiler bu rakamların politik kaygılar taşıdığını belirtmekte ve gerçek ölü sayısının 70.000 kişi civarında olduğunu vurgulamaktadır.

YUNANİSTAN'A YARDIM

İşgalin başladığı ilk günden itibaren Atina halkının tek umudu, dışarıdan ulaşacak bir yardımdı. Bu yardım için düşünülen ilk ülke, o zamanlar tarafsız bir konumda olan komşu Türkiye oldu.

Ancak o günlerde Türkiye'de de kıtlık yaşanıyordu. Tarımda çalışabilecek nüfusun büyük bölümü savaşın başlarında askere alınmış, yiyecek stokları, olası bir savaş ihtimaline karşı, orduyu beslemek üzere ayrılmış ve seferberlik ilan edilmişti.

Buna rağmen Türk basını, komşu ülkede yaşanan büyük açlığa duyarlı davranıyor, gelen haberleri kamuoyuna titizlikle yansıtıyordu. Türk halkı da konuya aynı duyarlılıkta yaklaşıyor, kısıtlı imkanlarına rağmen, komşu ülkeye yardım etmek için elinden geleni yapmak istiyordu.

Sonunda Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, 19 yıl önce topraklarından attığı düşman ordusunun halkına yardım etmek için alınan karara imza attı. Yunanistan'a dostluk elini uzatan ilk ülke Türkiye olacak, Kızılay bu işe aracılık edecekti. Türk Hükümeti, savaşın sonuna kadar, Yunanistan'a 50.000 ton gıdayı göndermeyi taahhüt etmişti.

Kampanya, Kızılay tarafından yürütülecekti ancak Gümrük Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı temsilcilerinden oluşturulan bir komisyonun, gönderilecek malzemenin içeriğini onaylaması uygun görülmüştü. Kampanyaya İngiliz Kızıl haçı ve Amerika'da yaşayan Rumların kurduğu dernekler de maddi destek verecekti.

Kısıtlı imkanlara rağmen, kampanya yurt çapında büyük ilgi gördü. Yardım yapmak isteyenler bu taleplerini komisyona bildiriyor, onaylanan yardımlar, uluslararası Kızılhaç kurallarına göre paketlenerek yolculuğa hazırlanıyordu.

Devletin elinde bu yardımları taşıyabilecek kapasitede bir gemi bulunmadığından, Kızılay, yardımları taşımak için özel sektörün elindeki vapurlar arasından, kış aylarında açık deniz seyrine dayanabilecek durumda olanları tespit etti.

Sonunda Tavilzade Biraderler şirketinin elindeki 2400 tonluk kuru yük gemisi uygun bulundu. 1882 yılı yapımı gemi, ilginç bir rastlantı sonucu 19 yıl önce Yunanistan ile yaşanan savaşla aynı adı taşımaktaydı: KURTULUŞ

Kurtuluş Vapuru, dört tarafına Kızılay amblemleri konularak sefere hazırlandı. Bu amblemler Kurtuluş'u, seyir esnasında savaş uçakları ve denizaltılar tarafından saldırıya uğramaktan koruyacaktı. Kurtuluş Vapuru'nun izleyeceği rotanın belirlenmesi de başka bir sorundu. Savaş öncesinde Ege'den geçen ticaret rotalarına, işgal sırasında dökülen mayınlar, seyir için büyük tehlike oluşturuyordu. Bu nedenle vapurun her seferi için Yunan, Alman, İtalyan ve İngiliz hükümetleri ile yazışmalar yapılıyor, Kurtuluş'un rotası için onay alınıyordu.

İlk seferi için 13 Ekim 1941'de, Karaköy rıhtımından yola çıkan Kurtuluş Vapuru mürettebatı, durumun dehşetini daha Pire Limanı'na girerken fark etmişti. Limanın içi, bombalanma sırasında burada bulunan gemiler batırıldığından bir gemi mezarlığını andırıyordu. Kurtuluş, batıkların arasından güçlükle kıyıya yanaştı. Vapurun yiyecek getireceği haberini alan binlerce Atinalı, saatlerdir onun gelişini bekliyordu.

Yardımlar, Kızılhaç tarafından, hastanelerden başlamak üzere, önceden belirlenmiş listeye göre dağıtıldı. Bu çalışmalara refakat eden Alman ve İtalyan askerleri ise, Türk delegeleri ve Kızılhaç görevlilerine nazik davranıyordu.

Mürettebat gördüğü manzaradan o kadar etkilenmişti ki dönüş için kumanya olarak ayırdıkları yiyecekleri limana bıraktılar.

Kurtuluş Vapuru, Pire Limanı'na her biri diğerinden daha acılı öykülerin yaşandığı üç sefer daha yaptı ve Şubat 1942'ye kadar bu 4 seferde yaklaşık 7.100 ton gıdayı Yunan halkına ulaştırdı. Bu yardımlar, elbette sorunun çözümü için yeterli değildi. Ancak Yunan halkı, efsaneye dönüşen Kurtuluş Vapuru sayesinde, umutla beklemeyi ve gelen yardımları paylaşmayı öğrendi.

Kurtuluş Vapuru, 20 Şubat 1942'de saat 9.15'de Marmara Adası'nın kuzey kayalıklarında, yaklaşık 2000 ton gıda ile sulara gömüldü. Kurtuluş'un 36 kişilik mürettebatı kazadan sağ kurtulmayı başardı.

BARIŞI TAŞIYAN VAPUR NASIL HAZIRLANDI?

Kurtuluş Vapuru ilk kez 2004 yılında TRT 2 de yayınlanan "Tarihte Gezintiler" programında karşımıza çıktı. Gazete arşivlerinden hazırlanan 4 dakikalık haberde, 2. Dünya Savaşı sırasında Yunanistan'a gıda yardımını taşırken batan bir Türk vapuru anlatılıyordu. Program bittiğinde şaşkına dönmüştüm. Yıllardır diplomatik sorunlar yaşadığımız bir halka neden yardım eli uzatmıştık? Vapur neden "Kurtuluş" adını taşıyordu? Böyle bir öykü neden yıllardır gündeme gelmemişti? Kurtuluş Vapuru'nun enkazı neredeydi? Olayın Türk ve Yunanlı tanıkları yaşıyor muydu?

Öyküyü ve sorularımı ekibimle paylaştım. Kurtuluş Vapuru'nun öyküsü herkesin büyük ilgisini çekmişti. Olay, belgesel yapılmalıydı.

İlk aşama gazete arşivlerinde Kurtuluş'un izini bulmaktı. Araştırmacılarımızın ilk getirdiği kupürler hayret vericiydi. Tüm gazeteler Yunanistan'a yapılan yardım çalışmalarına geniş yer ayırmış, vapurun her seferi, büyük ilgi görmüştü.

Ancak araştırmayı derinleştirdiğimizde, döneme ait resmi kayıtların büyük bölümünün imha edildiğini, yardım çalışmalarını organize eden Kızılay'ın arşivlerinde dahi Kurtuluş'a ait belge bulunmadığını tespit ettik.

Üstelik batığın bulunduğu yer, hiçbir resmi kaynakta geçmiyor, eldeki Lloyd kaydı gazete arşivlerindeki bilgilerle çelişiyordu. Yunanistan'da da durum farklı değildi. Kurtuluş Vapuru'nun seferleri sırasında ülke işgal altında olduğundan, döneme ait yazılı kaynaklara ulaşmak mümkün değildi.

Ankara, İstanbul ve Atina'da gazete arşivleri, kütüphaneler ve resmi kaynaklar arasında yaklaşık bir yıl süren bu çalışma, Kurtuluş Vapuru hakkındaki detaylı bilgilere ulaşmamızı sağladı.

Ancak, batığın bulunduğu yerin tespit edilebilmesi, uzmanlık ve teknoloji gerektiren bir işti. Bu konuda Türkiye'nin uluslararası düzeyde en önemli batık araştırmacısı olan Selçuk Kolay'dan yardım istedik. Selçuk Kolay, araştırmayı bizzat yönetmeyi ve teknoloji harikası teknesi Bothnia ile Kurtuluş'un yerini tespit etmeyi memnuniyetle kabul etti.

Diğer yandan keşif ekibimiz Marmara Adası'ndan iyi haberler getirmişti. Adanın yaşlı balıkçıları, Kurtuluş adlı bir geminin kuzey kayalıklarında battığını hatırlıyordu. Anlatılanlar, gazete arşivlerindeki batış öyküsünü doğrular nitelikteydi.

Sonunda, Bothnia ile bölgeye hareket ettik. Marmara Adası'nın kuzeyinde yer alan Saraylar köyündeki balıkçılar, Kurtuluş'un öyküsünü bilmese de enkazının yerini biliyorlardı. Ancak adalı balıkçılar, batığın 60'lı yıllarda, hurdacılar tarafından söküme uğradığını da söylüyorlardı.

Kurtuluş'un son fotoğrafında görünen kayalıklar, balıkçıların gösterdiği yer ile benzerlik taşıyordu. Yan tarama sonar cihazı ile yapılan ölçümler, batığın Kurtuluş olduğunu doğruladı. Daha sonra dalış yaparak, batığın görüntülerini günışığına çıkardık.

Kurtuluş'un gerçek batış yeri artık tespit edilmişti, ancak vapuru Yunanistan'da hatırlıyorlar mıydı? Olayın canlı tanıklarına ulaşmak ve merak ettiğimiz diğer soruların yanıtlarını bulmak için Pire ve Atina'ya gittik.

Atina'da 2. Dünya Savaşı'nı yaşayanların tümü Kurtuluş'u hatırlıyordu. Çekimler sırasında bize büyük konukseverlik gösterdiler. Röportaj yaptığımız herkes, konuşmasını, Yunanistan ve Türkiye arasındaki gerginliğin anlamsızlığını vurgulayarak bitiriyordu.

Tüm çalışma boyunca tek üzüntümüz, öykünün Türkiye'deki kahramanlarının hayata veda etmiş olmasıydı.

Tarihçi Georgeos Margaritis'in söyledikleri Kurtuluş efsanesini aydınlatıyordu: "Kurtuluş, Şubat 1942'ye kadar Yunanistan'ın en zor dönemlerinde yaptığı seferlerle Yunan halkı için umudun sembolü oldu. O battıktan sonra da Türkiye'den gemiler geldi ancak bütün o gemilerin adı Kurtuluş olarak kaldı.

KURTULUŞ DERİNLİKLERDE

Yunanistan'da görüştüğümüz canlı tanıkların tamamı, Kurtuluş'un Alman mayını ya da denizaltı tarafından batırıldığı kanısındaydı.

Ancak bugün talihsiz vapurun derinliklerdeki görüntüleri, saldırı sonucu infilak eden gemilerden daha kötü durumdaydı. Batık, 60'lı yıllarda metal bölümlerini yeniden kullanmak isteyen Hurdacılar tarafından dinamitle parçalanmıştı.

Sualtında futbol sahası büyüklüğünde alana yayılan enkazın sadece iskelet kısmı ayaktaydı.

Yağmalanmış da olsa, Kurtuluş Vapuru'nun batış nedeni ve yeri artık biliniyor. Sivil denizcilik tarihinde bu önemli vapur bir daha unutulmayacak...



Yukarıdaki hikayenin bir benzerini bu haftasonu seçim için memleketim Bursa'ya giderken ido feribotu'nda ido'nun çıkardığı sealife dergisinde okudum. Oldukça etkilendim. Daha sonra yaptiğim araştırmada yakın zamanda bunun belgelselinin çekildiğini öğrendim. Öncelikle bu konuda emeği geçenlere tebriklerimi ve teşekkürlerimi sunuyorum. İlgili kaynaklara aşağıda linklerden ulaşabilirsiniz.

Biz tarihimizi bilmezsek bizi kandırırlar. Siz Türkler barbarsınız, soykırım yaptınız derler. İşte biz, bu gibi örneklerle dolu şanlı tarihimizi iyi bilmeliyiz. Ama bize lisede, üniversitede tarih derslerinde bunlar okutulmaz. Neden okutulmaz diye araştırırsanız suçlu bile çıkabilirsiniz. Bize "humanities" gibi dersler okutur. Bu tür haberler basında da yer almaz. Bunlarin hepsini sadece büyük hatalardan, tesadüflerden ibaret sanan sadece kendini kandırır. Bu, Türkiye üzerinde 3 asırdan beri oynanan bir oyunun sadece küçük bir parçası…

Yukarıdaki yazıyı bir kez daha okumalı, tanıdıklarımızla paylaşmalıyız. Bu tür örnekleri her alanda dile getirmeliyiz. En önemlisi bize unutturulmaya çalışılan şanlı tarihimizi iyi öğrenmek ve bizden sonra gelen nesillere aktarmak için elimizden gelen çabayı sarfetmeliyiz.

Links & References

Comments

No comments posted yet.



© Copyright. All rights reserved. Designed by Bilal Hatipoğlu. RSS Feed  Valid W3C XHTML 1.0 Document  Valid W3C CSS Document